Stresin Arka Planda Pek Bilinmeyen Nörokimyasal Etkileri ve Tetiklediği Hastalıkların Tedavileri

Günlük hayatta hepimiz yoğun iş temposu, sınav kaygısı, bir yakınımızın kaybı, belirsizlik gibi psikolojik olarak bizi yıpratan etkenlerle karşılaşıyoruz. Kimi insan etkilenmezken veya hafif bir şekilde atlatabilirken kimisinde ciddi sağlık sorunları oluşabilmektedir. Bazen küçümsediğimiz önem göstermediğimiz bu durum aslında pek de masum olmayabilir. Bu yazımda stresin etkileri hakkında küçümseyici fikirlerimizi bir kenara bırakıp hep beraber bilinçleneceğiz.

BLOGLAR

Alperen SÜNNETÇİ/Anadolu Üniversitesi

11/5/20264 min read

Korku, hüzün, heyecan gibi duyguların işlenmesinden sorumlu olan amigdalada ise bağlantı sayısında artış görülmüştür. Normal şartlarda prefrontal korteksten hipokampüse uzanan bağlantılar; stres yanıtını oluşturan hormonlara hassas olan hipokampüsü, stres yanıtını azaltıcı şekilde düzenler ve günlük stres düzeyinde ise bu iki bölge arasındaki fonksiyonel bağlantıların artmasına neden olur. Fakat kronik strese maruz kalındığında amigdala ile hem prefrontal korteks hem de hipokampüs arasında bozulmuş fonksiyonel bağlantılarda artışla beraber prefrontal korteks ile hipokampüs arasındaki bağlantıların zayıflamasıyla bozulmuş stres yanıtı ortaya çıkar. Kortikal-limbik sistemdeki bu yolaklarda oluşan düzensizlik; depresyon, anksiyete bozukluğu, akut stres bozukluğu, travma sonrası stres bozukluğu gibi patolojik durumların yegâne nedenidir.

Stresin Arka Planda Pek Bilinmeyen Nörokimyasal Etkileri ve Tetiklediği Hastalıkların Tedavileri

Stresin Beynimizde Tetiklediği Durumlar

Stres; bireyin içsel veya dışsal uyaranlar karşısında bedensel, zihinsel ve duygusal dengesinin (homeostaz) tehdit edilmesi ya da zorlanması durumunda verdiği bütüncül ve adaptif tepkiler bütünüdür. Sadece olumsuz bir ruh hâli veya gerginlik hissi değil; biyolojik, psikolojik ve sosyolojik boyutları olan ve birbirini etkileyen karmaşık bir süreçtir. Östres gibi kişiyi hedefe motive eden, zihinsel keskinliği arttıran ve distres gibi kişinin uyum yeteneğini bozabilen, yıkıcı etkileri olan şeklinde iki çeşittir. Şimdi ise bizim asıl konumuz olan nörokimyasal süreçler ile ilgili biraz konuşalım.

Peki Glukokortikoidler Her Zaman Zararlı Mıdır?

Hayır, değildir. Yukarıda bahsedilen durum, HPA ve SAM eksenlerinin uygunsuz çalışması durumunda gerçekleşen maladaptif durumu (kronik, aşırı, yetersiz salınmaya bağlı gelişen patolojik durumlar) ifade eder. Glukokortikoidler, vücuttaki ve beyindeki enerji kaynaklarını mobilize eder. Hayati olmayan süreçleri (büyüme, üreme vb.) geçici olarak baskılarken zihinsel odak, uyarılmışlık (arousal) ve adaptif davranışlar için gerekli olan enerji bütçesini sağlar.

Alperen SÜNNETÇİ
Hastalıkların Farmakolojik Tedavisinde Kullanılan İlaçlar
-Trisiklik Antidepresanlar (TCA) ve Monoamin Oksidaz İnhibitörleri (MAOI)

Etkinlikleri kanıtlanmış olsa da yan etkileri nedeniyle daha yeni ve daha az yan etki profili gösteren ilaç sınıflarının keşfedilmesiyle kullanımları azalmıştır. MAOI’nden geri dönüşümlü inhibitör etkinlik gösteren moklobemid, yan etki profili açısından daha güvenli olduğundan daha sık tercih edilmektedir.

-Benzodiazepinler

Sinir sisteminde baskılayıcı nörotransmitter olan GABA’nın etkinliğini arttırırlar. GABA reseptörleriyle etkileşerek GABA’nın reseptöre bağlanma isteğini arttırırlar. Stres ile ilişkili hastalıklarda hızlı etkinlik gösterirler fakat en önemli sorun olan tolerans gelişimi ve bağımlılık riski yüzünden sadece akut ataklarda tercih edilirler (örn. Alprazolam, lorazepam, diazepam).

-Atipik Antidepresanlar

5-HT2 ve alfa-1 reseptörlerini bloke ederek özellikle stresin tetiklediği uyku sorunlarını ve genel anksiyeteyi hedefler (örn. Trazodon, mirtazapin).

Stres Nedir?

Stres; sempatik-adreno-medüller (SAM) ekseni yoluyla periferde, adrenal medulladan dolaşıma epinefrin ve norepinefrin salımını arttırır. Merkezi sinir sisteminde ise locus coeruleus’tan norepinefrin salımını arttırır. Hipotalamus-hipofiz-adrenal (HPA) eksenini aktive ederek adrenal korteksten glukokortikoidlerin salınması yoluyla beynin genelinde bulunan glukokortikoid ve mineralokortikoid reseptörlerine bağlanarak etkisini gösterir. Stresin türüne ve süresine göre glukokortikoidlerin etkisi bifazik bir etkiye sahiptir ve doğrudan katekolaminler, GABA ve glutamat salımı üzerinde düzenleyici etkisi vardır. Genomik ve genomik olmayan etkileri vardır. Reseptörleri yoluyla gen transkripsiyonunu etkileyerek sinaptik bağlantıların oluşum şekline müdahale eder. Örneğin; yürütücü işlevlerden sorumlu olan prefrontal kortekste, akut stresin işlev bozukluğu oluşturduğu ve kronik stresin piramidal nöronlarda, dendritik dallanmada ve bağlantı sayısında azalmaya yol açarak mimariyi bozduğu gösterilmiştir. Hipokampal bölgedeki nöronlarda dendritik bağlantılardaki azalmanın, hacimde azalmaya ve hafıza oluşumunda rol oynayan uzun süreli potansiyasyonun bozulmasına ayrıca nörogenezin inhibe edilmesine yol açtığı görülmüştür.

-Seçici Serotonin Geri Alım İnhibitörleri (SSRI)

Sinaptik aralığa salınan serotoninin nörona geri alımından sorumlu taşıyıcıları inhibe ederek serotonin konsantrasyonunu arttırır. Uzun süreli kullanımda serotonin reseptörlerinde adaptif değişiklik gözlenir ve aşırı amigdala aktivitesi baskılanır. Beyin kaynaklı nörotrofik faktörü (BDNF) arttırır (örn. Paroksetin, sertralin, sitalopram).

-Serotonin-Noradrenalin Geri Alım İnhibitörleri (SNRI)

Aynı şekilde serotonin ve noradrenalin taşıyıcılarını bloke ederek sinaptik aralıkta serotonin ve noradrenalin miktarını arttırır. Özellikle stres kaynaklı aşırı uyarılmışlık hissini azaltmada etkilidir (örn. Venlafaksin).

Hacettepe Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Öğrenci Dergisi

© 2026. All rights reserved.

Sosyal Medyada Biz!

İletişim

huefpharmacos@gmail.com

Pharmacos Dergisi