Dijital Filtrelerden Aynadaki Gerçek Yüzlere
Kusursuzluğun denklemi nedir? Önümüze sunulan güzellik standartlarına uymak zorunda hissediyor muyuz? Gelin beraber bu durumun temelinde neler yatıyor inceleyelim.
Dijital Filtrelerden Aynadaki Gerçek Yüzlere
Günümüzde sosyal medya kullanımının sadece haberleşmek veya hayatımızdan küçük anları paylaşmak için kullanılmadığını eminim hepiniz fark etmişsinizdir. Güzellik standartları baştan yazılıyor, herkes birer oyuncak bebek gibi kusursuzca dijital vitrinlerde sergileniyor. Dışarıdan bakıldığında “Ne olmuş yani herkes fotoğraflarını paylaşıyor.” diye düşünebiliriz ancak bu dijital vitrin kendimizi sevmemizi, tüketim alışkanlıklarımızı anlayacağınız birden çok şeyi kökten değiştirme gücüne sahiptir. Belki de çoğunuz, bir internet ünlüsünün dudak dolgusu yaptırdığını açıkladıktan sonra internette dermal dudak dolgusu aramalarının rekor kırdığını fark etmediniz.
Özellikle kadınlar üzerinde yaratılan “Kusursuz gözükmeliyiz.” imajı birçok kadının hayatını derinden etkiliyor. Tabii ki sadece kadınları değil erkekleri ve adölesanları da etkileyen ciddi bir durumla karşı karşıya kalmış durumdayız. 2013-2023 yılları arasında yapılan 25 çalışmayı kapsayan bir derlemede sosyal medya kullanımı ve beden memnuniyetsizliği ve estetik operasyonlara yönelim arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Genç kadınların %70’i, genç erkeklerin de %60’ı bedenlerinden memnun olmadığını belirtmiştir. Aslına bakılırsa bu durumu etkileyen bir diğer faktör ise gençlerin, sanılanın aksine, daha fazla insanın estetik operasyon geçirdiğini düşünmesidir. Bu durumda sosyal medyanın yarattığı kusursuzluk algısının normalleşmesine önayak olmaktadır.
Kusursuzluğu aradığımız bu dijital vitrinde cerrahi operasyonlar yerini non-invaziv işlemlere bırakmış durumdadır. Sosyal medyadan etkilenerek yapılan rinoplasti (burun ameliyatı), liposuction (yağ aldırma) gibi operasyonlar popülerliğini botoks, dermal dokular ve mezoterapi gibi daha pratik işlemlere devretmiş görünüyor. Peki yapılan tüm bu işlemlerin aslında vücudumuzda ne gibi etkileri oluyor? Gelin beraber inceleyelim.


İlacı Zehirden Ayıran Dozdur
Botoks işlemi esnasında hangi maddenin enjekte edildiğini hiç düşündünüz mü? Bu işlemin arkasında oldukça güçlü bir bakteriyel toksin bulunuyor: Botulinum toksini. Clostridium botulinum bakterisi tarafından üretilen Botulinum toksini aslında güçlü bir nörotoksik maddedir. İlginç olan ise Botulinum toksinin bilinen en güçlü biyolojik toksinlerden biri olmasıdır. Yapılan çalışmalara göre botulinum toksininin insan için tahmini ölümcül dozu damar içi uygulamada 0.09 –0.15 mikrogram gibi son derece küçük miktarlardır. Etki mekanizması ise sinir uçlarında asetilkolin salımını engelleyerek kasların geçici olarak paralize olmasına neden olur. Bu sayede uygulandığı bölgede geçici olarak kasların kasılmasını engeller ve mimik kırışıklığı görünümünü azaltır. Uygulandıktan sonra 2-3 gün içerisinde etkisi başlar ve yaklaşık 3-6 ay etkisi sürmeye devam eder.
Kırışıklıkların Mimarı
Botoks dışında bir diğer yaygın uygulama ise dermal dolgulardır. Bu işlemlerde en sık kullanılan madde hyaluronik asittir. Hyaluronik asit aslında vücudumuzda doğal olarak bulunan ve su tutma kapasitesi oldukça yüksek olan bir polisakkarittir. Deriye enjekte edildiğinde hacim oluşturur, kırışıklıkları doldurur ve dokunun daha dolgun görünmesini sağlar. Özellikle alın çizgilerinin yumuşatılmasında, göz altı çöküntülerinin giderilmesinde, nasolabial (ağız kenarı) hatların doldurulmasında ve cerrahiye gerek duyulmayan “ameliyatsız burun estetiği” gibi işlemlerde estetik mimarinin temel taşı görevini üstlenir.
Estetik İşlemlerin Mutfağı: Mezoterapi
Botoks ile kasların kasılmasını engelledik, dermal dolgular ile hacim kazandırdık ama işin mutfağına da adım atmamız gerekiyor. Burada da devreye mezoterapi işlemleri devreye giriyor. Aslında mezoterapiyi, cildin orta tabakası olan mezoderme yapılan nokta atışı bir mikro besleme operasyonu gibi düşünebiliriz. Bu işlem; vitaminlerin, amino asitlerin ve antioksidanların hyaluronik asit veya peptitlerle harmanlandığı kişiye özel bir kokteyl hazırlama sanatıdır. Cildin esnekliğini arttıran, yenilenmesini ve sıkılaşmasını sağlayan popüler bir işlem olarak son zamanlarda sıkça karşımıza çıkmaktadır.
Tüm bu bilgilerden sonra belki de kendimize şu soruyu sormalıyız: Amaç gerçekten kusurlarımızı düzeltmek mi yoksa hepsi birer algıdan mı ibaret? Yapılan tüm bu estetik operasyonların basit birer işlemdense ciddi biyolojik müdahaleler olduğunu aklımızdan çıkarmamamız oldukça önemlidir. Takip ettiğimiz o kusursuz yüzlerin sadece birer filtreden ibaret olduğunu anlamalı ve üzerimizde yaratılan güzellik standartlarına boyun eğmememiz gerektiğini fark etmeliyiz. Gerçek güzelliğin bir enjektörün ucunda değil de yaşanan acı tatlı anılarda olduğunu unutmamanız dileğiyle.


Gülcenur ÇAKIR
